Gastroantep’in ardından…

Gaziantep’te Şire Kültürü

Gaziantep her mevsim güzel ve özel bir şehirdir. Ancak, Eylül ayında bir başka güzeldir Gaziantep. Çünkü Eylül ayı bağ bozumu ayıdır. Yüzyıllar boyu Gazianteplilerin önemli geçim kaynağı olan bağcılık günümüzde eski önemini yitirse de şire kültürü varlığını büyük ölçüde devam ettiriyor.

Evliya Çelebi, 1641 ve 1671 yılları arasında iki kez ziyaret ettiği Gaziantep’i, “Dünyanın gözbebeği şehir” olarak adlandırıyor ve seyahatnamesinde Gaziantep’in üzüm bağlarına geniş yer veriyor:

“… Kentin defterlerinde öşür veren 70.000 bağı vardır. 9.346.000 kökten oluşmakta pek ünlüdür. Kenti çevreleyen dağlar tümüyle bağdır. Haklıda çok sağlıklıdır, kentlerinin yeme içme dışındaki yönlerini de överler. Buranın alemi bezeyen kırk çeşit üzümü, binlerce tulum pekmezi, bademli ve Şam fıstıklı tatlı sucuğu, pestili vardır ki Araba, Aceme ve Hindistan’a kadar gönderilir…”

Hafta sonu, Gastronomi Festivali için Gaziantep’teydim. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bu yıl üçüncü kez Gastronomi Festivalini düzenledi. Koronavirüsü salgını nedeniyle festival her yılki kalabalık ve coşkulu bir şekilde olmasa da Gaziantep’in lezzetleri yine dünya ile buluştu. Böyle bir ortamda bile başarılı bir festivale imza atan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin’e, Gaziantep’in engel tanımaz gücünü herkese gösterdiği için teşekkür ediyorum.

Festival kapsamında düzenlenen etkinliklere ben de konuşmacı olarak katıldım. FoodinLife Gastronomi Yayınları ve Gastromasa Konferansı Genel Müdürü sevgili Gökmen Sözen’in moderatörlüğündeki söyleşide Gaziantep kültüründe çok önemli bir yeri olan şire kültürünü anlattım.

Gaziantep kültürünün tamamı evlerden başlıyor. Şire kültürü de öyle. Sabahleyin erken saatlerde at arabaları ile bağa gidilir, toplanan üzümler eve getirilir. Temizlenir, ezilir, kaynatılır… Geceden ceviz, fıstık ve badem ipe dizilir ve şireye batırılır. Pekmez yapılır, tarhana yapılır. Bütün bunlar hayat denilen evin bahçesinde gerçekleşir.

Eskiden Antep’te 60 çeşit üzüm vardı. Günümüzde 5 çeşit kaldı. Şimdi tüm dünya organik diye bağırıyor ama bizimki zaten organik. Bizim bağcılığı tekrar canlandırmamız gerek. Bu festivali her yıl daha güçlü bir şekilde yapmalı ve bu kültürü dünyaya tanıtmamız gerek. O zaman bağcılık canlanacak. Sadece bağcılık değil yan sektörleri de canlanıyor.

Gaziantep mutfağının temeli kadınlardır. Mutfağımız bizim en güçlü silahımız. Ama buna sahip çıkmazsak, gelecek nesillere aktarmazsak, dünyaya tanıtmazsak bu güç elimizden kayıp gider. Biz evlerde bunu sürdüremezsek, bu kültürü kaybederiz. Bugün restoranlarımızda yapılan yemeklere umudumuzu bağlarsak, kültürümüzün yozlaşmasının önüne geçemeyiz. Mutlaka ve mutlaka evlerde çocuklarımıza bu kültürü öğretmemiz ve Gaziantep mutfağının devamını sağlamamız gerekiyor. Eğer bunu yaparsak kimse bizim bileğimizi bükemez.

Eskiden yuvalama yılda bir yapılırdı şimdi her gün yapılıyor. Bu güzel bir şey ama bazı yemekler de unutuluyor. Bugün kaç evde omaç yapılıyor, kaç evde maş piyazı yapılıyor. Alaca çorba yapımı bile unutuldu, azaldı. Bizim mutfağımızın kaynağı kadınlardır. Gelecekte de bu kültürün devam etmesini sağlamalıyız. Gaziantep bugün gastronomi kenti olduysa bunu kadınlara borçluyuz. Bunu devam ettirmeliyiz. Yoksa büyük yara alırız.

Bugün Gaziantep denilince akla gelenlerin başında yer alan kebap artık üniversitede ders oldu. Ben Okan Üniversitesi’nde kebap dersi veriyorum. Bizler İstanbul’da Gaziantep’i temsil etmenin sorumluluğu ile hareket ediyoruz. Aynı sorumluluğu Gaziantep’teki işletmeler de taşımalı. Buraya gelen bir turist kentten memnun ayrılmalı. Mesela Gaziantep’e gelen bir kişiyi taksici dolandırsa, o kişi memleketine döndüğünde, “Beni falan taksici dolandırdı” demez. “Beni Gaziantepliler dolandırdı” der. Bu nedenle herkes kentin bir temsilcisi olarak hassas olmalı, sorumluluk taşımalıdır.

Dünyanın en zengin mutfağına sahibiz ve gastronominin başkentiyiz diyoruz ama daha üç yıl öncesine kadar bizim gastronomi alanında bir festivalimiz yoktu. Şimdi uluslararası bir festivalimiz var. Ancak potansiyelimiz bunun en az on katı. Yılda bir üç-dört günlük festivalle Gaziantep mutfağını tanıtamayız. Çünkü Gaziantep’te her mevsim ayrı yemekler yapılır. Yaz mevsimi Gaziantep’e gelenler, kış mevsiminin lezzetlerini bulamaz. Gaziantep’e birkaç gün gelmekle bu kentin lezzetlerine tanımak mümkün değildir. Her mevsim gelmek gerek. Bu nedenle de Gaziantep festivaller şehri olmalı. Bugün İspanya’da yılda 365 etkinlik yapılıyor. Bizde sayı çok az. Gaziantep olarak her ay bir festival düzenleyecek malzememiz, altyapımız, değerimiz var. İnsanlar, “Bu ay Gaziantep’te ne festivali var” diye birbirine sormalı. Gastronomi festivalini bir iki güne sığdırmayalım. Bulgur, kebap, salçalı yemekler, şire, fıstık, baklava gibi çok sayıda festival yapabiliriz. Her ay bir festival yapalım. Gaziantep’i yıl boyu dünyanın gündeminde tutalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tahir Tekin Öztan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.



Gaziantep Markaları

Gaziantep Time, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (555) 555 55 55
Reklam bilgi