İklim Değişikliğiyle Değişen Beslenmemiz

”Mevsimler birbirine karıştı.” Büyüklerimizin dilinden sıkça duyduğumuz bir tabirdir. Yaz kışa, kış yaza karıştı derken, her türlü sebze ve meyveyi tüm mevsimlerde bulabilmek birçok kişiye göre çok güzel. Ancak yaz, kış her türlü meyve ve sebzeye ulaşıp tüketmemiz beraberinde birtakım sağlık sorunlarını da beraber getiriyor. Sağlık problemlerinden korunmak için meyve ve sebzeleri gerçek mevsiminde tüketmemiz çok önemli. Sağlıklı yaşamanın sağlıklı beslenmeden geçtiği tartışılmaz bir gerçek ve bunun birinci şartı tüm ürünleri mevsiminde tüketmek. Mevsiminde üretilmeyen meyve ve sebzeler yüksek miktarda hormon ve tarımsal ilaçlara maruz kaldığından, kansere kadar varan birçok hastalığın oluşumundan da sorumlu tutulmaktadır.

         İklimlerin, yetişen mahsullerin tadı ve besinsel içeriği üzerinde çok önemli etkileri vardır. 1997 yılında Londra'da yapılan bir çalışmada yaz ve kış aylarına ait sütlerin besinsel içeriği karşılaştırılmıştır. Buna göre, ineklerin beslenme farkı nedeniyle kışın iyot, yazın ise beta karoten fazla bulunmuştur. Diğer bir Japon çalışmasında kış aylarında yetişen ıspanaktaki C vitamini içeriği yazın yetişen ıspanağa göre 3 kat fazla bulunmuştur. Bu nedenle toprağın ve yetiştirilen tarımsal ürünlerin iklim ile evrensel uyumunun bozulmaması çok önemlidir.

          Maalesef günümüzde gıda işleme teknikleri ve doğal tarım kaynaklarının değişmesi ekolojik tarımı ve hangi sebze ve meyvenin hangi mevsime ait olduğunu birçoğunuza unutturdu. Her mevsim her sebze ve meyveyi raflarda görebiliyor, bir yandan da tatsız kokusuz yapay gözüken ürünlere kızıyoruz. Yeni nesil hangi mevsimde hangi meyve ve sebzenin olduğunun bile farkında değil, her mevsimde her sebze ve meyvenin bulunabileceğini düşünüyorlar.

         Bizim çocukluğumuzda bazı sebze ve meyvelerin tezgahlara çıktığı zamanı özlemle beklemek bambaşka bir duygu idi. Hatırlayın şöyle bir eski yılları erik veya çileğin manav Pazar tezgahlarına çıktığını çocuklar anne babalarına koşa koşa haber verirlerdi. Beklemenin heyecanı kavuşmanın mutluluğuyla gerçek lezzet yakalanırdı. Şimdi inanılmaz derecede bir tüketim toplumu olduk. Sorgulamadan, heyecanlanmadan, tadını alıp alamadığımızı bilemeden sadece tüketiyoruz. Özellikle büyük şehirlerde hızlı yaşam koşullarının bizi bu hale getirdiğinin farkındayım ve size bir nebze de olsa soluk aldırmak ve düşündürmek istiyorum.

          Özellikle de korona virüsün hayatımıza girmesiyle birlikte yediklerimize daha çok dikkat eder olduk. Herkes sağlıklı beslenmek, gıdanın en tazesini, organiğini yemek istiyor. Tabi bu arada hem organik olsun istiyoruz hem de yazın kış meyve ve sebzesini kışın yaz meyve ve sebzesini yemek istiyoruz. Yok öyle bir dünya.  Mevsiminde yenilen sebze ve meyveler sağlık açısından faydalı olduğu gibi ekonomik olarak da cebimizi yakmıyor.

         Artık bu düşüncelerden vazgeçebilsek aslında her şey çok daha güzel, daha anlaşılır olacak ama maalesef insan oğlu hep olmayanı hayal ediyor ya da istiyor. Yazın sıcaklardan bunalıp “keşke kış gelse “Kışın da soğuklardan sıkılıp “ne olur artık yaz gelsin” diyoruz. Anı yaşamayı, anın tadını çıkarmayı zamanın kıymetini bir türlü anlayamıyoruz. Yazın kışı özlüyoruz, kışın da yazı. Peki neden yaz aylarında kışı özlemek yerine; mevsimin mucizelerinden, doğanın bize sunduğu muhteşem lezzetlerden faydalanıp tadını çıkarmıyoruz. Her mevsime uygun, mevsimin getirdiği sebze ve meyve tüketimine özellikle dikkat edelim Saygılarımla...

 

         Bulgurlu Etli Dolma (4-6 kişilik)

10 adet dolmalık küçük taze kabak

5 adet dolmalık küçük taze biber

5 adet domates

250 g kıyma

2 su bardağı bulgur

1 adet küçük doğranmış soğan

1 baş küçük doğranmış sarımsak

1 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı biber salçası

1 yemek kaşığı kırmızı biber

1 yemek kaşığı sumak ekşisi ya da yarım limonun suyu

Karabiber, tuz

          Kabaklar iyice yıkanıp tepe kısımları kesilir, iç kısımları çıkarılarak dolmalık şekilde oyulur. İçlerine karabiber ve tuz karışımı sürülür, 10 dakika bekletilir. Bu arada biberler de dolmalık şekilde oyulup içleri çıkarılır ve yıkanır. Domateslerden ikisi, kabak ve biberlerin ağzına kapak olabilecek büyüklükte doğranır. Kalan 3 domates dolmalık şekilde oyularak içi boşaltılır. Domateslerin içine tuz ve karabiber karışımı sürülerek onlar da 10 dakika bekletilir.

         Kıyma bulgur, soğan, sarımsak, salçalar, kırmızıbiber, karabiber ve tuzla iyice karıştırılarak 5 dakika yoğrulur. Kabak biber ve domatesler hazırlanan karışımla yarıyı geçecek şekilde fazla bastırmadan doldurulur. Dolmaların ağızları doğranmış domates parçalarıyla kapatılır. Tencerenin kenarından ortasına doğru kabaklar dik dik dairesel olarak dizilir. Tencerenin ortasında kalan boşluğa ise önce biberler, biberlerin üzerine de domatesler yerleştirilir. Dolmaların üzerine ters çevrilmiş bir tabak konur. İki bardak su ve yeterince tuz ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Dolma kaynamaya başlayınca, hafif ateşte yaklaşık 25-30 dakika pişirilir. Dolmaların üzerine sumak ekşisi gezdirilir., yaklaşık 10 dakika daha ateşte bekletilir. Daha sonra 10-15 dakika dinlendirilip yufka ekmek ile servis yapılır. Afiyet olsun

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tahir Tekin Öztan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.



Gaziantep Markaları

Gaziantep Time, Gaziantep ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (555) 555 55 55
Reklam bilgi